Cesur Yeni Yokistan

KargaMecmua – Kasım 2014

‘Ütopya’ sözcüğü yani Fransızca’daki ‘Utopie’, İngilizce’deki ‘Utopia’, “Yok yer, olmayan yer” anlamıyla Latince’den geliyor. Kaynağı, Grekçe’nin ‘Ou’ (yok, hayır) ve ‘Topos’ (yer) sözcükleri.

Yokistan demek şu an daha doğru geliyor kulağa, kalbe, mantığa. 

Çünkü yaratılmış hiçbir ütopya bugüne kadar gerçek olamadı. Hep yok’tu yani, ama istemekten de vazgeçmedik. İnsanoğlu hem sapına kadar kötü olup hem de nasıl çağlar boyu iyiyi idealize etmiş, yaratmış, beklemiş, insan gerçekten hayret ediyor. Genetik bir bozukluk olduğunu düşünüyorum ben açıkçası, iyiyi isteyen sayılı tiplerin tarafından bakarak. Evrimde hesaplanamamış bir sapma, öngörülememiş bir spam bence bugünkü kötü çağ. Ve yeryüzüne o kadar hakim ki insanları çeşit çeşit ütopya/distopya yaratımına mecbur bırakmış. O kadar ki, istesek hemen yarın içine girip yaşamaya başlayabileceğimiz detayda yaratılmış, kullanıma hazır ideal sistemler haline getirmişler, yazmışlar, çizmişler, filmlerini bile çekmişler.

Kolektif faydaları yücelten yokistanlar gerçek olmadıkça, kolektif çöküşleri öngören distopyalar gerçeklik teröründe ayyuka çıkar oldu. Big Brother’lar mı istersiniz, Soma’lar mı, canavarlar mı, manyak yöneticiler mi, savaş mı, tecavüz mü, infaz mı, hepsi bugüne dair gündelik şeyler olup çıkmadılar mı sanki? Böylece biz de artık kötülüğe yenik düşmenin kalp kırıklığına erişmedik mi? Artık bu narin yokistan tasarıları, kolektif beklentilerin sonunun geldiğini kabulleniyor içten içe. Artık ne yaparsak yapalım, nasıl direnirsek direnelim, ‘Hayır’ demekte diretirsek diretelim, her günümüz yanlışların doğruları götürmesiyle başlayacak ve yine yanlışların doğruları götürmesiyle bitecek. Muhtemelen doğruları tüketemezler, ama belli ki yakın bir zamanda dünyanın geneline yanlışlar hakim olacak, tansiyon yükselecek, sürtüşmeler milyarlarca insanın hayatını boka çevirecek.

Anlaşılan o ki, insanoğlunun genleri, çok uzun nesillerden bu yana gerçekten köklü bir biçimde kirlenmiş. Evrimin bugünkü halkası resmen lanetlenmiş! Egolar, beklentiler, hırslar, planlar, savaşlar, stratejiler, kırık kalpler, derinleşen nefretler… Dakika dakika artıyor, mesela ben şu an evde sigaramı içip köpeğimle oynarken bile, kötülük yayılıyor. İnsanları sıradanlaştırıyor, yığın yığın kötüler yaşıyor yeryüzünde. Sorsan kimseyi öldürmez, çalmaz çırpmazlar belki (ki bunları da yapıyorlar gani gani); ama kalp kırar, ırkçılığı alkışlar, bakışlarıyla delip geçer, yalan filan söylerler. Öyle ki artık insanoğlunun çoğunluğu bu halde, kökten kötücülük/kökten niteliksizcilik/kökten losercılık.

En kötünün yaşanmasını beklemekten başka çare yok gibi. Bırakınız hırslara kapılsınlar, bırakınız hırsızlık yapıp yalanlar söylesinler, bırakınız ırklarını/dinlerini yüceltsinler, bırakınız kızlarını dövsünler, bırakınız hayvanları telef etsinler, bırakınız insanları telef etsinler, bırakınız doğayı yok etsinler! Varsın, distopyalar sarmış olsun koca gezegeni, yeryüzünün dört bir yanında inatla devam eden bireysel ütopyalar var ya! Senelerce direnecek iyilik, gün gelecek belki de kendi topraklarina sahip olacak. Distopyalarin küllerinden doğacak bir yokistan!

Kitlesel olarak şimdilik daha iyi bir boka evrilemeyeceğimiz aşikar. Hayatımızın ilk yıllarından itibaren aldığımız her nefesi kısıtlı ve namemnun hissederek geri verdiğimiz bu atmosfer ‘iyi’ taraflarımızdan çok şey götürdü üstelik. Daha iyi şeyler, insan yaradılışının zarafetine uygun idealler hayal eden insanlar olarak, her şeyden önce kendi kişisel ütopyalarımızı düzenlemeli, tutarlı bir biçimde tüm detaylarıyla yaratmalı ve gerçekleştirmek için gerekli fırsatları kovalamalıyız galiba. Kendi yokistanlarını Varistan etmeyi başarmış her birey zaten sonunda haykıracaktır:

Dünyanın bütün Varistan’ları, birleşin!

“Önerdiğimiz ülke küçük bir ülke olarak kalacaktır.
Giderek, dünyaya, gitgide kötüleşecek dünyaya,
izlenmesi yaygınlıkla istenen bir örnek bile olamayacaktır.
İnsanların çoğunluğu kötüye özenir, kötüyü gerçekleştirir,
kötüyü daha da kötüleştirir. Ancak küçük bir azınlık iyiyi ister.
Yokistan günün birinde Varistan olursa
öyle bir azınlığın ülkesi olacaktır.”

İlhan Mimaroğlu, Yokistan Tasarısı

RELATED POST

“Sibernetik Denetim Toplumu”nda Kognitaryanın Akıbeti

Poedat Konferansı - Aralık 2018

Hangi bilim/kurgu ama neden?

Yeni bilimkurgu nasıl olmalı? 21. yüzyılın algıları değişmiş ve farklı anlamlandırma yolları geliştirmiş bireylerini şaşırtacak, kışkırtacak ve beklenmedik alternatif gerçeklikler…

Hadi yaşadığımız distopyanın adını koyalım: HyperNormalisation!

İçinde yaşadığımız bu distopik ortamda; bir gezegen dolusu bilinçli canlı, gerçek bir akıl tutulmasının ortasında kendi yok oluşunun şahidi oluyor…