Klavye tuşlarının altında çöl var!

KargaMecmua — Mart 2013

Eminim gençliğinde Devrim! Devrim! diye koşturmuş babam beni çok kıskanıyordur! Onlar gençliklerinin nostaljisini anadursun, bizim nesil çoktan bir devrime şahit oldu bile! Sanırım bizden önceki hiçbir nesil, insanlık tarihi boyunca böylesine kısa sürede bu kadar da etkili bir devrim yaşamamıştır. Ateşin ve tekerleğin keşfini tenzih ederim. Şu “Oğlum, biz hem kaseti gördük hem mp3’ü!” geyiğini yapmadan işin ciddiyetini anlatmak istiyorum size. Elbette hayatın birçok farklı alanında deli gibi gelişmeler oldu, bunda hemfikirim. Ama asıl değişim (değişim demek çok hafif kalıyor) sosyal ilişkilerimizde, toplumsallaşma biçimlerimizde oldu. Hem de bu öylesine bir devrimdi ki, sadece belirli bir bölgeyi değil; dalga dalga yayılarak dünyanın neredeyse tamamını etkiledi. Sosyal Medya Devrimi, ütopik bir biçimde küreseldi!

Akıllı telefonlar ve diğer mobil iletişim araçları hayatlarımıza girdikçe, tüm iradenin sanal dünyada olduğu bir çağa atlamış olduk. Böyle söyleyince korkutucu ve inandırıcılıktan uzak geldiğini biliyorum, ama detaylara girdiğimizde gerçek olduğu anlaşılıyor.

İrade, insanın zihninde ve bilincinde oluşan, varoluşunun yönlendirmesini taşıyan bir durum. İnsanın olduğu gibi görünmesini sağlayan davranışları uygulamaya yönelten bir oto-kontrol sistemi, gelişmiş bir karar gücü. Bireysel iradelerimizle var ettiğimiz toplumumuzun ortak kararları da toplumsal iradeyi belirliyor. Ve Sosyal Medya Devrimi hem bireysel hem de toplumsal iradeyi derinden etkiliyor.

Bireysel açıdan baktığımızda artık gündelik sosyal ilişkilerimizde şüphe, güvensizlik ve kararsızlık hakim. Toplumsallaştığınız insanları bir yandan çok kolay tanıyor, bir yandan da aslında hiç tanımıyorsunuz. Sosyal medya hesapları üzerinden görünmek istedikleri biçimde bir profil sergileyen insanlar, bu sanal varoluşlarını oynamaya başlıyor ve aslında oldukları şeyi bir süre sonra unutuyorlar. İnsanlar, bireysel olarak kendilerini inşa etmekle meşguller. Bu belki de ölümlerine dek sürecek bir proje.

Tüm sosyal ilişkilerimizde irade tamamen sanal gerçeklik ve sentetik kimliklerimizde. Özenle ve dikkatle yarattığımız bu sanal varoluşumuz, tam da görünmeyi istediğimiz gibi olmaya çok yakın. Artık her hareketimiz, kullandığımız her sözcük, bulunduğumuz her yer bu sanal varoluşu şekillendirmeye hizmet ediyor. Kendi inşaalarıyla bu kadar meşgul olan insanların kendi aralarında kurmaya çalıştıkları sosyal ilişkilerde de işte bu yüzden kaygı, şüphe vb. duygular çok sık ortaya çıkıyor.

Toplumsal irade de bu Devrim sonrasında sanal manipülasyon yöntemlerini keşfederek dev ve kütlesel bir dezenformasyon hareketi başlatmış. Toplumları oluşturanların çoğunluğu kendi sanal varoluşlarına dalmış ve yeryüzünün geleceğini ilgilendiren olaylara, dolayısıyla da kaderlerine kayıtsız kalmış. Böylece gezegeni kötülük sarmış. Lütfen dünyaya dikkatle bakın, neredeyse tüm devletleri kötü niyetli insanlar yönetiyor. Toplumsal iradeyi belirleyen bireysel iradeler de henüz yapım aşamasında!

Kısacası hem bireysel hem de toplumsal irade, aşırı değişken dış şartlar karşısında farklılaşarak insanların üzerinde haddinden fazla yük ve baskı oluşturdu. Sosyal medyaya dayalı sınırlı bir iletişim alışkanlığı yaygınlaştıkça insanlar, yaşadıkları kısa ömürleri boyunca karşılaştıkları değişimlerin çok sık ve yoğun olması nedeniyle dengesiz ve kesinlikten uzak duygu ve tavırlara bürünmeye başladı. Şu an için ayrılıkçı ve bağlantısız olmak yüceltiliyor. Muhtemelen bir nesil sonra adaptasyon daha da güçlenecek ve toplumları oluşturan bireylerin duygu durumları daha stabil olacak. Ama şu an için bizler, bir süre daha dengesiz sosyal ilişkiler kurmaya devam edeceğiz. Bireysel ve toplumsal iradeyi sanal varoluşlara devretmiş görünüyoruz, şu sıralar kontrol değişken bir bilinçte. İradenin yeniden öz varoluşa geçmesi ise çok da uzak bir gelecek değil. Mevcut sistemin hastalıklı olduğu gerçeği yavaş da olsa bilinçlere yerleşmeye başladı. Zengin ve yoksul arasındaki derin gelir uçurumu, insanların sentetik yaşamlardan sıkılmaya başlaması, gerçek ve tatmin edici duyguların arayışı gibi nedenlerle dünyanın farklı yerlerindeki bazı topluluklarda kıpırdanmalar var. Ve bu memnuniyetsizliğin organize bir biçimde ifade edilmesi de yine Sosyal Medya’nın gücünden faydalanarak gerçekleştiriliyor. Tüketim kültürünün anlam taşımadığını anlamaya başladık. Zor bir dönem ve bir şeyler iyiye gidiyor gibi de durmuyor. Ama üzerimizdeki baskılardan kurtulmayı, gerçek varoluşlarımıza kavuşmayı hayal ediyoruz ve bu da yeterli gücü verecek galiba.

RELATED POST

“Sibernetik Denetim Toplumu”nda Kognitaryanın Akıbeti

Poedat Konferansı - Aralık 2018

NTV – Haber

Doğrulama El Kitabı Türkçe Yayında!

RGB TV – Kayda Değer

İnternet Güvenliği ve Kişisel Verilerin Korunması

Medyascope TV

Yeni Medya ve Sosyal Ağ Krizi